Ne garip beni Allah’ın olmadığına dindarlar inandırdı, öyle bir Allah anlattılar ki benim Allahıma hiç benzemiyordu, öfkeli, kızgın, gazaplıydı anlattıkları, cezalandırıyordu. “Bu benimki değil” dedim, dinimiz birdi ama Allahımız farklıydı artık. Yollarımız ayrıldı. Ben çocukken teravihe korktuğumdan gitmiyordum ki, oraya sevindiğimden gidiyordum, Allah gülümsesin diye gidiyordum, memnun olsun diye gidiyordum ve o memnun olduğunda ben çok seviniyordum. İyiydi bizim aramız. Konuşurduk bile. O bana pek cevap vermezdi, daha ziyade ben söylerdim o dinlerdi, isteklerimi samimice anlatırdım, “Şu sınıfı geçmeme bir yardım etsene” derdim, sesini duymazdım ama gülümseyip “Böyle haylazlık edersen benden yardım bekleme” dediğini sezerdim, hiç gücenmezdim, gülümserdim, “Çalıştıktan sonra ben de geçerim ne olacak” demezdim ama aklımdan bunun geçtiğini onun bildiğini bilirdim. Küstü mü acaba diye endişelenirdim. Kızması değil ama küsmesi kötü olurdu, bak küsmesinden korkardım. Onu küstürecek bir şey yapmadım. Büyüdüm, günah işledim ama onu küstürecek günahlar değildi bunlar, bilerek kimseye kötülük etmedim, kimsenin hakkını yemedim. Benim günahlarıma sizin Allahınız çok kızabilir, benimki kızmaz işte, belki bana şöyle bir parmağını sallar ama o kadar. İyidir o, çok iyidir. Onun için belki ben, işler çok sıkıştığında şöyle gökyüzüne doğru bir bakarım. [Benim Allah’ım/30.08.2009/TARAF]

Ben camiye gittiğimde af dilemeye gitmiyorum, bir iyilik istemeye gitmiyorum, bir yardım için yalvarmıyorum, cennetine talip olmuyorum, cehenneminden sakınmıyorum; ben camiye gittiğimde “her şeye razı olmak” için gidiyorum, teslim olmak için gidiyorum, tek bir anlığına bile olsa o sonsuzluğa karışabilmek, o sonsuzluğun kokusunu duyabilmek için gidiyorum. Yasak mı edeceksiniz bana oralara gitmeyi? Bunlardan söz etmeyi yasak mı edeceksiniz? Bırakın arada bir gideyim, bırakın arada bir anlatayım, bırakın arada bir o sonsuzluğa kendini adamış insanlar olarak “insanların acılarına nasıl bigâne kalabildiğinizi” sorayım. Ben o bahçelerin muhafızı değilim, olmayacağım, o bahçelerde gezinmeyi seven biriyim yalnızca. Bir yabancıyım. Bir yabancıya bile yabancılığını hissettirmeyen âlicenaplığın misafiriyim. Yabancılığımı o kadar da vurmayın yüzüme. [Benim Camilerim/29.07.2012/TARAF]

_________

Illustration: Bill Butcher / Financial Times