Antik Yunan müziği çoklu seslerden oluşan genellikle soylular ve tanrılar için icra edilen bir müzik olarak bilinmektedir. Antik Yunan’da müziğe mistik bir hava katılarak sanatın dinsel boyutu ön planda tutulmuştur. Antik Yunan medeniyetinde her olguya veya olaya bir tanrı atfedildiği gibi müziğe de bir tanrı atfedilmiştir. Bu, tanrı müzik tanrısı Apollon’dur.

Antik Yunan toplumunda müziğin tanrısal bir boyutunun olmasının yanı sıra müzik, bir bilim dalı olarak da yerini almıştır. Pythgoras (Pisagor) müzik biliminin sisteme oturması ve tampereman sistemin gelişmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Antik Yunan edebi ve felsefe kitaplarının bazılarında (örneğin Homeros’un “İliada ve Odysseia” eserinde) müzik aletlerinin yapımı ve kullanımıyla ilgili bilgiler mevcuttur.

Antik Yunan müziği

Antik Yunan’da müziğe ne kadar önem verildiğini, müzik üzerine sistemler geliştirildiğini ve keşifler elde edildiğini dünyaca ünlü müzikolog Curt Sachs, “Kısa Dünya Musikisi Tarihi” adlı çalışmasında şu sözlerle aktarmaktadır:

“Müzik kuralları üzerinde uğraşma gerçekten önde geliyordu. Filozoflar, bilginler, matematikçiler, tarihçiler, ayrı ayrı bu işe katılmışlardı; müziğin fiziksel ve ruhsal/duygusal yönü, bilgince araştırmalara ve tartışmalara sık sık konu olurdu. Ses fiziği, akustik bilgisi de öyle. Yunanlar, sesin titreşimlerden oluştuğunu bulmuşlardı. Bulanın M.Ö. 500 yıllarında Pindaros’un öğretmeni Hermionlu Lasos olduğu bugün iyice biliniyor. Bundan yüzyıl sonra da Tarentumlu Arhitas, iki çeşit titreşim olduğunu bile ortaya koymuştur: Gırtlağın ya da çalgının içindeki kalıcı dalgalar; bu dalgaların insan kulağına hava yoluyla gelmesini sağlayan gelişimli ve küresel dalgalar. Aristo’nun öğrencisi Tarentumlu Aristoksenos’un öncülüğüyle ritm ve ezgi kuralları saptanmıştı. Eski müzikten bize kalan en büyük miras bu kuramlardır. Yunan ezgileri yok olup gitmişlerdir ama bütün bilim yazıları bu Yunan öğretisi üzerine kurulmuştur. Ortaçağ’ın müzik bilim yazıları da öyle. Ortaçağ’ın teli bölme kuramına dayanan aralık orantıları kuramı, sekiz Bizans Echo’isi, sekiz Batı Kilisesi makamı, nömalar, notaların adları için kullanılan alfabe harfleri, bütün bunlar Yunanlılardan alınmıştır. Ortaçağ’ın bilgin papazlarının Batı müziğinin temelini atmalarına yol açan bilgiler, büyük çoğunluğuyla eski Yunan’dan kalma bilgilerdir.

Antik Yunan müziği

Felsefe ve müzik

Antik Yunan’da müzik erdemli bir sanat olagelmiştir. Antik Yunan felsefe adamları, müziğin ahlak üzerindeki olumlu etkilerine değinmişlerdir. İyi besteler kutsal sayılarak bu bestelere Nomos adı verilmişti. Bu bestelerde en ufak bir değişiklik yapılmasına bile izin verilmezdi. Bu da gösteriyor ki Antik Yunan halkı müziğe mistik bir hava katmış ve müziği değerli kılmıştı.

Hellen müziksel düşüncesinin gelişimini etkileyen filozofların başında Samoslu Pythagoras gelir. Pythagoras ilk kez M.Ö. 6. yüzyılda telin uzunluğu ile telin titreşiminden doğan ses arasında bir oran olduğunu anlayan kişidir. İçi boş bir ses verme kutusunun üstündeki iki çıkıntı arasına gerilmiş tek bir tel, tutulup çekilince bir nota çıkarır. Teli iki eşit parçaya ayırarak, aynı notanın bir oktav yüksekliğini verir. Müziksel uyumu matematik formülleriyle dile getiren bu felsefeci, farklı büyüklükteki çanlarla bir skala düzeni yaratmış, bir çekiçle vurduğu çanların tınılarında bir oktav aralığının 2:1 orana, beşli aralığın 3:2 orana, dörtlünün 4:3 orana ve tam notaların da 9:8’e eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır.

Antik Yunan müziği

Antik Yunan’da Pythagoras ile birlikte müziğin sistemli bir hale getirilmesi müziğin, duygulara hitap etmesinden veya bir sanat dalı olmasından hiç bir şey kaybettirmemiştir. Aksine müziğin yavaş yavaş sistemli hale gelmesi müzikte farklı mod ve makamların ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Bu duruma örnek olarak Aristoteles ‘Politika’ aslı eserinde bunu şu şekilde ifade etmiştir: “Makamlar çeşitlidir; bunları dinleyen de ayrı ayrı etkiler altında kalır. Bazıları Miksolidya makamı gibi, insanı hüzne götürür; bazıları kafaya durgunluk verir, bazıları esenlik getirir, Dorya makamı gibi; Frigya makamı ise coşkunluk aşılar.”

Antik Yunan Enstrümanları

Müzik tarihi için en önemli başvurabileceğimiz yazılı kaynaklardan olan Müzik Tarihi kitabında Ahmet Say, Antik Yunan enstrümanlarını şu şekilde sıralamıştır.

Phorminx

En eski Yunan telli çalgısıdır. Yarım ay biçimindeki gövdesinden iki kol uzanır. İlk dönemlerde dört ya da beş telliydi, sonraları yedi tele çıkmıştır.

Beşik-Çitara

Kadınların kullandığı bir ev çalgısıydı. Şasesinde tanrıların gözleri simgelenmişti. Bu çalgı Phorminx’in biraz gelişkinidir.

Lir

Yunan’ların gözde çalgısıydı. Giderek gelişti ve çitara adını aldı. Bu çalgı sadece virtüozlara özgü değildi. Öğretimi özellikle Atina’da eğitim programlarına alınmıştı. Yunan makamları dörder seslik tetrakortlardan oluştuğu için, ilk lir de dört telliydi. Lir boynuzdan ağaçtan ya da fildişinden bir mızrapla çalındığı gibi, sadece parmaklarla da kullanılabilirdi.

Antik Yunan müziği

Çitara

M.Ö. 7. yüzyılda Phorminx’in geliştirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Lir’den daha karmaşık bir yapısı olmasına rağmen, ondan daha kullanışlı ve bol sesliydi. 7 ya da 8 teli vardı. Yunan makamlarındaki seslerin adları Çitara’daki 7 telden alınmıştır.

Barbiton

Lir ailesinden uzun boylu bir çalgıydı. Eski Yunan şairlerinin gözde çalgısı Barbiton’du.

Arp

Antik Yunan müziği enstrümanları içinde en bilinenlerden biridir. Mısır kökenli bir çalgıydı arp. Trigonon adından da belli olduğu gibi, üçgen biçimindeydi  ve portatifti.

Aulos

Yunan üflemeli çalgılarının en yaygınıve sevileni Aulos’du. Bizde ki zurna ya da batı çalgılarında obua gibi çifte kamışlı bir çalgıydı. Yunan sanat yaşamanında önemli bir çalgı olan aulos kimi zaman solo çagı olarak da kullanılırdı.

KAYNAKÇA

Talay, Feyha. 1959. Musiki Tarihi. İstanbul, İstanbul Yayınevi.

Çelik, Serkan. 2015. Apollon ve Müzik. İzmir, Gece Kitaplığı Yayınevi.

Selanik, Cavidan. 1996. Müzik Sanatının Tarihsel Serüveni. Ankara, Doruk Yayıncılık.

Say, Ahmet. 2000. Müzik Tarihi. Ankara, Müzik Ansiklopedisi Yayınları.

Sachs, Curt. 1965. Kısa Dünya Musikisi Tarihi. Çev. İlhan Usmanbaş. İstanbul, Milli Eğitim Basımevi.

ERDEM ÖZYÜREK

 

Diğer yazıları:

MÜZİĞİN TARİHİ