Sıra dışı bir doğaya sahip “İzlanda”da, karavanla takip ettiğimiz Golden Circle rotasında gezip gördüklerimizi anlatmaya kaldığımız yerden devam edelim.

OKYANUS KENARI, SİYAH KUMLAR, DİK DİK BAZALT TAŞLAR…

Uyku tulumlarının içinde sıcacık uyanıp üçüncü güne dinç başlamıştık. Hemen orada kahvaltımızı edip yeniden yollara koyulduk. İlk güzergahımız Dyrholaey’di. Puffin kuşlarının yaşadığı yer. Baya yükseğe çıktık. Şimdiye kadar bulunduğumuz en soğuk yerdi. Siyah kumlu okyanus kenarı, yemyeşil dağları, buz gibi havası, kayaları… Manzarası mükemmeldi. Burada biraz kaldıktan sonra çok yakınında başka bir rotaya uğradık: Reynisfijara. Okyanus kenarı, siyah kumlar, dik dik bazalt taşlar… Çok soğuktu ama gittiğimize değdi.

İzlanda

FJADRARGLJUFUR KANYONU, DİAMOND BEACH VE JOKÜLSARLON BUZUL GÖLÜ

Daha sonra sırasıyla Fjadrargljufur Kanyonu, Diamond Beach ve Jokülsarlon buzul gölüne uğradık.  Diamond Beach “İzlanda”nın en fazla bilinen, en turistik güzergahlarından biri. Burada bizi okyanus kenarında volkanik arazi yapısından dolayı siyaha bürünmüş kumsal üzerinde Jokülsarlon’dan gelen mavi-beyaz renklerden oluşan binlerce buz parçası bekliyordu. Her bir buzul siyah bir kumaşın üzerine serilen nadide bir elmas gibi duruyordu. Karavana dönüp Svinafellsjoküll isimli başka bir buzula doğru ilerledik. Az önce gördüğümüz mavi suların aksine çamur renkli suyu, üzerinde mavimtırak beyaz buzulları, siyah kayaları ile oldukça ilginç bir görüntü sergiliyordu. Bir süre yürüdükten ve yüzlerce kare fotoğraf çekildikten sonra devam ettik. Çok fazla yol yaptık ve aşırı yorgun şekilde Selfoss’a ulaştık. Gece yarısıydı. Bir sonraki gün yapacağımız rota için burası en uygun konaklama noktasıydı.

İzlanda

LAVANTA BAHÇELERİNİN OLDUĞU ISSIZ BİR ARAZİDE SON YEMEK

Sabah artık son günümüze uyanmıştık. İlk işimiz kahvaltıdan sonra Blue Lagoon yoluna çıkmak oldu. Burası da yine oldukça turistik bir yer. Aslında dışarıdan bakınca termal bir tesisten pek farkı yok gibi duruyor. Fakat içindeki suyun rengi turkuaz mavisi ve kapalı değil açık bir alanda. Suyun sıcaklığı ve dışarının soğukluğu güzel bir kontrast oluşturuyor. Okyanustan gelen su yer altına girdiği yerde “silika” isimli bir madde ile karışarak doğal bir kaynak suyuna dönüşüyor. Silika aynı zamanda suya bu eşsiz rengi veren madde. Ayrıca cilt sağlığına çok iyi geldiği söyleniyor. İçeride yaklaşık 4 saat geçirdik. Oldukça kalabalıktı. Yolculuğun başından beri ilk defa duş alma fırsatımız oldu. 38 derece sıcaklığıyla su bize çok iyi geldi. Epey dinlendik. Ardından, karavanı teslim etmek üzere yola çıktık. Lavanta bahçelerinin olduğu ıssız bir arazide durup, son yemeğimizi de yedik.

İzlanda

HİÇBİR RESTORANA UĞRAMADAN YENİ BİR REKOR KIRDIK!

Kutlay’ın İzlanda’ya ikinci gelişi olmasının bize çok büyük katkısı oldu. Yollar konusunda daha tecrübeliydi ve bu sayede bu kadar kısıtlı zamanda bunca yer görebilmiştik. Hiçbir restorana uğramadan kendimizce yeni bir rekor kırmıştık. Açıkçası bu duruma biz bile şaşırmıştık. Üstüne bir de hiçbir turistik hediyelik eşya almadık. Bizim babaannelerimizin ördüğü güzelim yün kazaklar burada tanesi en az 250 Euro’dan satılınca, zaten hediyeliklere pek yanaşılmıyordu.

İzlanda

Yol boyunca tarif edilemeyecek kadar güzel yüzlerce manzarayla karşılaştık. Hiçbiri bu dünyadan değilmiş gibi görünüyordu. Hiçsizliğin ortasında olma hissini yaşatan bitmeyen düzlükler, yeşilin binbir tonu, mavinin soğukluğu, batmayan güneşi, atları, koyunları, sakinliği, ıssızlığı, volkanları, buzulları… Kısacası İzlanda doğasıyla kendine hayran bırakan bir ada ülkesi. Bir yanı ateş, bir yanı buzul. Zıtlıkların bir arada birbiriyle en uyumlu olduğu yer belki de. Bizim favori rotalarımızdan biri oldu. Darısı bütün görmek isteyenlerin başına.

DERYA GÜZEL

derya güzel

Dünyanın en ilginç kertenkele türü: Tokay Gecko

Doğal hayat tehdit altında

Doğayla bütünleştiren muhteşem spor: GOLF

Sütyenin tarihi