Yazar: Kenan Demir

SİNEAFORİZMALAR (The Appaloosa, Hayallerim Aşkım ve Sen, The Big Lebowski)

The Appaloosa (1966) Öksüz-yetim Brando’nun Meksika‘da at-avrat-silahla imtihanı… Sağcı-klasik western in kodlarını Leone tarzı bir görsel stilizasyonla, pitoresk görüntülerle ve Brando’yla harmanlayan, özünde gerici olmakla beraber, biçimde yenilikçi olmaya çalışan bir garip kült film. Küçük tecimsel bir yönetmenle (Sidney J. Furie) büyük tanrısal bir oyuncunun (Marlon Brando) birlikteliği yine Brando’nun western filmografisinin en sağlam halkasına dönüşüyor. Öyle ki John Saxon ve Brando’nun karşılıklı bilek güreşi sahnesindeki hiç kasmadan ortaya çıkan afili performansın yanında, (teşbihte hata olmaz) örneğin bir Heat’deki Robert De Niro ve Al Pacino sahnesi, kötü bir parodi gibi kalıyor… Gözlerini bile milimetrik kırpan yakın plan Brando’ya da...

Read More

SİNEAFORİZMALAR (Oz Büyücüsü, Guguk Kuşu, Polanski ve Korsanlar)

Oz Büyücüsü Daha ufacık bir çocukken bize masallar anlatmaya başlarlar… Büyüdüğümüzde tıpkı onlar gibi ikiyüzlü, bencil, korkak, itaatkar, oportünist kötüler ve köleler olalım diye… İyilik, güzellik, doğruluk, cesaret, yardımseverlik gibi aslında toplumda asla yeri olmayan, bize o masalları anlatanların da hiç umursamadıkları kavramlar kaypakça zikredilir körpe beynimize. Kan kokar tüm masallar! En başta Fabl’lar… Çünkü masalların ilk kurbanıdır hayvanlar. Tüm o asil duygular, yüce ütopyalar, iç güzellik, sadece bizim saf kuruntumuz olarak kalır hayatta. Oysa aslolan hep dış güzelliktir onlar için, prensesin kurbağayı öptüğünde anlarız bunu. Faşisttir tüm masallar! Tanrı, devlet ve irin adamlar, bizi hep masal anlatarak kandırırlar....

Read More