Ayasofya’nın “büyüleyici akustiği”ni canlandırdılar. Stanford Üniversitesi’nin Müzik ve Akustik Üzerine Bilgisayar Araştırmaları Merkezi ve Sanat&Sanat Tarihi Bölümü’nün işbirliğiyle temelleri atılan “Icons of Sound” projesi bünyesindeki bir grup araştırmacı Ayasofya’nın 6. yüzyıldaki “büyüleyici akustiği”ni canlandırmayı başardı.

Araştırmacılar, milattan sonra 6. yüzyıldan bir Bizans ilahisi yorumunu yeniden yaratmak için birçok kaynak kullandı. Ayasofya bu türden bir müzik için biçilmiş kaftandı zira akustik ortamı oldukça elverişliydi.

Peki Ayasofya’nın büyüleyici akustiğini nasıl canlandırdılar? Müziğin prodüksiyon, kayıt ve işlenme aşamalarında kullanılan teknoloji, özellikle de gerçek enstrümanları ve akustik ortamın karakteristiğinin bir benzerini yakalamaya çalışan yazılımların kapasitesini ele aldığımızda, her zamankinden daha gelişmiş ve daha büyüleyici bir nitelik kazandı. Dijital emülasyon ya da “yeniden modelleme” (remodeling) olarak adlandırılan teknik sadece gitar amfilerinin, piyanoların veya synthesizer’ların ses genişliğini taklit etmekle kalmıyor; aynı zamanda sonsuza uzanan bir esneklik katmanı kazandırdığı için yapısı ve ses dalgası genişlikleri bakımından dinleyiciye işitsel bir deneyim sunuyor.

Ayasofya’nın büyüleyici akustiğini canlandırdılar

“Convolution reverb” olarak adlandırılan teknolojide işitsel deneyimin geçici olduğu kadar uzamsal bir yönünün olduğunun da altı çiziliyor. Böylece fiziksel alanda ses dalgalarının yarattığı hava basıncını sanki gerçekten oradaymışçasına hissedebiliyorsunuz.

Icons of Sound ekibi Ayasofya’nın su altı akustiklerini “dürtü yanıtları” (impulse responses) adı verilen bir “convolution reverb” tekniğiyle yeniden inşa etti. Dürtü yanıtları belirli alanlardaki yankılanmaların kayıtlarını almayı ve sonrasında aynı psiko-akustik etkiyi yaratma amaçlı yankıları dijital simülasyondan geçirme işlemini kapsıyor. Bu işleme auralizasyon adı veriliyor. Müzik ve Akustik Üzerine Bilgisayar Araştırmaları Merkezi dürtü yanıtını “alanın bir tesiri” olarak tanımlıyor. Bu yöntem genellikle stüdyo müzik prodüksiyonlarında kullanılsa da Icons of Sound geçtiğimiz yıl Stanford Üniversitesi’nin Bing Konser Salonu’nda bunu canlı bir performans şeklinde dinleyicilere sundu. Cappella Romana, Kutsal Roma İmparatorluğu zamanındaki ses rengini canlı performansa da taşımayı başardı.

Bu videoda Orta Çağ sanatı alanında doçentlik görevini sürdüren Bissera Pentcheva Ayasofya’nın akustiğinin sesi ve ışığı nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Püristler bir performansı gerçek yerinde izleme taraftarı olsalar da, bu ses dalgalarının herhangi bir konser salonunda gerçekliğe olabildiğince yakın bir düzeyde icra edilebiliyor olması oldukça büyüleyici.