Sahada terleyen futbolcuların değil, saha dışında terleyen insanların konu alındığı bir filmden bahsedeceğiz: The Football Factory.

Futbol, herkesin ilgisine çeken bir spor dalıdır. Daha küçükken çocukların, yürümeye başladıktan sonra ilk yaptıkları spor bu oluyor genellikle. Yani “herkes topa vurmak için büyümektedir” diyebiliriz. En güzel arkadaşlarını futbol sayesinde tanırlar. Ayrıca spor yaptıkları için gayet sağlıklı bir gelişme süreci de geçirebilirler. Daha sonra birey büyüdüğünde, sadece topa vuran o küçük çocuk, artık profesyonellerin nasıl topla oynadıklarını ve kendilerine bir amaç belirlediklerini görür. Sevdiği takımlar, sevdiği futbolcular olur. Birey sevdiklerini desteklemeye başlar. Taraf tutar, taraftar olur. Bazen aşırıya kaçar ve “holigan” olur.

The Football Factory

Holiganların savaşı

The Football Factory, İngiltere yapımı bir film. Senaryosu, John King’in aynı adı taşıyan eserinden esinlenerek oluşturulmuş. 2004 yapımı filmde hafif bir belgesel tadı da bulunuyor. Film, İngiliz takımı Chelsea’nin bir grup taraftarının futbola karşı olan duygularını anlatıyor. İngiliz futbolu, şu anda dünya üzerinde en sert kurallara sahip oluşum diyebiliriz. Çünkü geçmiş zamanda, filmde konu edilen Chelsea’nin taraftar grubu gibi taraftarlar, İngiliz futbolunu lekelemiştir. Spor adı altında binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

The Football FactoryThe Football Factory, Chelsea ve Millwall futbol takımlarının taraftarları arasındaki çatışmayı konu ediniyor. Millwall günümüzde Chelsea ile aynı kulvarda mücadele edecek bir takım değil. Ancak 20. yüzyılın başlarında futbolun en ateşli dönemlerinde Chelsea ile Millwall iki büyük takımdır ve aralarında büyük bir rekabet vardır. Millwall deplasmanına gitmeyi çok isteyen Tommy Johnson (Danny Dyer) ve Billy Bright (Frank Harper) liderliğindeki ateşli Chelsea taraftar grubu, kura çekimlerinde Chelsea’nin Millwall ile eşleşmesi sonucu Millwall şehrine doğru yola çıkarlar. Daha yoldayken kavgaya başlayan grubumuzu Millwall’da büyük bir taraftar grubu beklemektedir.

Sürekli “ot çeken”, bira içen ve vandalizmi benimseyen Chelsea taraftarı Millwall’da büyük bir kargaşa yaratır. Filmde bu sahneler çok iyi işleniyor. Biraz dikkatle izlediğinizde siz de orada yumruk atan ve yumruk yiyen bir kişi gibi olabiliyorsunuz. Film sayesinde futbolda gerçek holiganlık nasıl oluyormuş biraz olsun anlayabiliyorsunuz.

The Football Factory

Filmde kavga sahneleri dışında biraz sıkılabilirsiniz, ancak bu sizin filmi hangi amaçla izlediğinize de bağlı. Ben izlerken empati kurdum ve genelde kendimi kavgayı kazanan taraf olarak gördüm. “Kavgada kazanan var mıdır?” gibi bir soru ile bu konuyu noktalıyorum. Futbolun böyle olaylarla anılmaması dileğiyle bitirelim yazıyı.

      PAGAJAKH

Diğer yazısı:

Ben Bir Sigara İzmaritiyim