TENİSİN TARİHİ

Birçok mağara resimleri, hedef oyunları oynayan insanları resmeder. Tarih öncesi yazıtlarda ise insanların birbirlerine top attıkları bazı oyunlardan sözedilir. Zaman geçtikçe insanlar ve oynadıkları oyunlar daha gelişti ve karmaşıklaştı. Kökeni Ortaçağ yıllarına dayanan tenis, ilk ortaya çıktığında el ile oynanıyordu. Tenis oyununda raketlerin kullanılmaya başlanması 1800’lü yılların sonlarına rastlar. 1874’te Binbaşı Walter Clapton Wingfield bu oyunda zengin olabilme fırsatları sezinledi ve “Sphairistike” ismiyle bu oyunun patentini aldı. Daha sonraları bu isim “Çim Tenisi” haline dönüştü. Kadın ve erkeğin aynı anda oynayabildiği nadir oyunlardan biri olduğu için Çim Tenisi, kısa sürede popüler oldu. Sadece çim üzerinde degil her türlü yüzeyde ve kapalı alanlarda da oynandı. Tenis, teke tek oynanabildiği gibi ikişer kişilik takımlar halinde de oynanabiliyor.

TENİS SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ

Tenis sözcüğü, Fransızca Tenez (“Töne” diye okunur) kökünden gelir. “Tut bakalım” anlamında bir deyim ya da seslenme… Tenisin ilk versiyonları raketsiz ve çıplak elle veya daha sonra eldivenle topun karşıdaki rakibe atılması şeklinde olduğu için servis atan oyuncu, “Tenez” diye seslenirdi. Tabii tenisin Fransız oyunu olduğunu belirtmekte yarar var, elbette bilinen tarihe göre. Geçmişi 12. ve 13. yüzyıla değin inen tenis sporunun kökeni Fransızların “jeu de paume” (avuç içi oyunu) dedikleri eltopudur.

TENİS TOPU

Bir topun üzerinde artık yazıları okunamayacak duruma geldiyse normal bir oyun oynamayacak durumdadır. Bu toplara “patates” denir. Ancak bir topu açıp bir kaç kere oynayıp iki üç ay beklerseniz yazıları ve tüyleri durduğu halde havası kaçar ve oynanmayacak hâle gelir.

Tenis topları kauçuktan ve üzeri yün, elyaf kaplı kumaşlardan kaplanır. Topların rengi sarı yeşil karışımı fosforlu bir karışımdır. Bu renk gece ve gündüz ışık altında en iyi algılanabilen renk olması nedeniyle böyledir.

Bir dönem kortlarda iki renkli, kırmızı ve fosforlu renkli toplar vardı. Galiba tenise sempatiyi sağlamak içindi. 30 yıl önce ise toplar beyazdı, hatta toprak kortta biraz oynanınca kiremit rengine dönerlerdi…

TENİSİN TEMEL KURALLARI

  • Her sette 4 sayı alan oyunu alır.
  • 6 oyun alan bir seti kazanmış olur.
  • En az 3, en fazla 5 set olur.
  • Sayılar 15-30-40 olarak ilerler. Eğer 40-40 olursa oyun uzar ve sayı alan avantajı ele geçirir.

…KISA KISA…

  • Tenis oynanan alana “kort” denir. Profesyonel olarak tasarlanmış tenis kortu dikdörtgen biçimindedir.
  • Tenis kortu, 23.77 metre uzunluğa ve 10.97 metre genişliğe sahip olup tam ortasında 1.07 metre yüksekliğine paralel olarak dikilmiş iki direğe gerilmiş file bulunur ve bu file kortu iki eşit parçaya ayırır.
  • Tenis üç ya da beş set olmak üzere oynanan bir spor olup üç setlik maçlarda setlerden ikisini, beş setlik maçlarda ise setlerin üçünü alan taraf maçı kazanır.
  • Servis kullanılırken top fileye takılırsa, top alandan dışarı çıkarsa, ya da servis karesi dışında bir kısma giderse faul olur ve ikinci bir servis hakkı tanınır. Hatalardan birinin tekrarlanması halinde servis şansı karşı tarafa geçer ve oyuncu puan kaybeder.
  • Teniste en uzun süren maç 2010 yılında oynanan John Isner – Nicolas Mahut maçıdır. Söz konusu maç tam 11 saat 5 dakika sürmüştür.
  • En kısa süren maç ise 1922 yılında Wimbledon Tenis Turnuvası finalinde oynandı. Maç 23 dakika sürdü ve Suzanne Lenglen kazandı.
  • Teniste sıfıra (0) “love” denir. Kelime Fransızca “l’oef” kelimesinden gelir ve yumurta demektir. Şekil olarak sıfıra benzediği için kullanılmıştır.

HAVVA TOKGÖZ