Edebiyat tarihimizin ilk mizah sözlüğü, Osmanlı dönemi yazarlarından “Direktör” lakaplı Ali Bey’in yazmış olduğu Lehçetü’l-Hakayık (Hakikatlerin Dili) adlı kitaptır ve 1897 yılında basılmıştır.

Kitap için “gerçekleri dile getiren sözlük”, “güldürü sözlüğü” gibi ifadeler kullanılmakta.

Sözlükte, günümüzde de kullandığımız bazı kelimelerin düşündüren, güldüren, şaşırtan ve ilham veren farklı anlamları var. İşte o kelimelerden bazıları:

Aferin: İhsanların en ucuzu.

Alim: Bir şey bilmediğini bilen.

Avukat: Suçluların çamaşırcısı.

Barbar: Barutu icat etmeyenler.

Barışma: Sıvayı yenilemek.

Baş ağrısı: Bahane.

Boşanma: Nikahın doğal sonucu.

Cahil: Bir şey bilmediğini bilmeyen.

Cüce: Büyük adamların yakından görünüşü.

Dostluk: Fırtınalı havada içi dışına dönen şemsiye.

Falcı: İstediğimizi söyleyen.

Haydut: Dağ bankeri.

Hayır dua: Ucuz hizmet.

Hazine: Yirmi yaşında sevilen kadın, otuz yaşında rütbe ve nişan, kırk yaşında para pul, elli yaşında yükselecek makam ve unvan, altmış yaşında tatlı dilli torun ve yetmiş yaşında parıldayan güneş ışığı.

Islahat: Eski elbise tamiri.

İnsan: Ahlakı bozulmuş vahşi.

İskelet: İnsan kanaviçesi.

Kurşun: Muharebe şekerlemesi.

Maharet: Çamur içinde para toplayıp elini kirletmemek.

Nikah: Boşanmanın ilk faslı.

Öpücük: Uçurum kenarında toplanan çiçek.

Sır: Buharlaşıveren bir esans… Ne kadar sıkı kapansa yine birazı uçar.

Şemsiye: Dostluk gibidir… Yağmur anında yanında bulunmaz.

Talihli: Giysileriyle doğan kişi.

Tarih: Züğürtledikçe eski defterleri karıştırmak.

Tecrübe: Sonbahar çiçeği.

Tokat: Bin bir nasihatten evla olan tesiri keskin ilaç.

Top: Medeniyetin son sözü.

Torpil: Uzaktan merhaba.

Uyku: Yoksulun eğlencesi.

Yaş: Kadınların saklamayı başardıkları tek sır.

Zeka: Sükut etmeyi bilmek.

Kaynak: Cemal Kutay, Osmanlı’da Mizah