Körlük / Jose Saramago

Nobel ödüllü Portekizli yazar Jose Saramago’nun başyapıtı olarak görülen “Körlük” romanı, körlüğü metafor olarak kullanarak modern insan ve onun yarattığı sisteme eleştiriler getirir.

Sembollerle bezenmiş kitapta, adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda trafik ışığının yeşile dönmesini bekleyen bir adam ansızın kör olur. Ancak karanlıklara değil, bembeyaz bir boşluğa gömülür. Arkasından, körlük salgını bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılır. Ne yönetim kalır ülkede, ne de düzen; bütün körler karantinaya alınır. Hayal bile edilemeyecek bir kaos, pislik, açlık ve zorbalık hüküm sürmektedir artık. Yaşam durmuştur, insanların tek çabası, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır. Roman, kentteki akıl hastanesinde karantinaya alınan, oradan kurtulunca da birbirinden ayrılmayan, biri çocuk yedi kişiye odaklanır. Aralarında, bütün kentte gözleri gören tek kişi olan ve gruptakilere rehberlik eden bir kadın da vardır. Bu yedi kişi, cehenneme dönen bu kentte, hayatta kalabilmek için inanılmaz bir mücadele verir. Saramago’nun müthiş bir gözlem gücüyle betimlediği bu kaotik dünya, insanın karanlık yüzünün simgesi.

Oğullar ve Rencide Ruhlar / Alper Canıgüz

Çağdaş edebiyatımızın önemli yazarlarından Alper Canıgüz, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan… Hikayeyi ve “karakteri” çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda… Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.

“Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.

Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef.”

Masallar ve Toplumsal Cinsiyet / Melek Özlem Sezer

Masallardaki kodların yetişkinlerin yaşamlarında nasıl etkilere sebep olduğunu araştıran Melek Özlem Sezer’in toplumsal cinsiyet rollerinin ‘mışıl mışıl’ işlenişini incelediği ‘Masallar ve Toplumsal Cinsiyet’ kitabıyla ufkunuzu açılacak, daha önce fark etmediklerinizi fark edeceksiniz. Masallar göründükleri kadar masum değil!

“Bir ölü olan Pamuk Prenses’in öpülmesi neden bizi dehşete düşürmez? Yalnızca basit bir öpücük boğazındaki elmayı nasıl çıkarır? Hansel ve Gretel’in aileleri tarafından fakirliğe çare olarak ormana atılmalarının anlamı nedir? Cam tabut, camdan pabuçlar, ve peri kızlarının kuğu kanatları çalınınca evlenmeye mecbur olması ne anlama gelir? Elmanın yalnızca kırmızı tarafının zehirlemesi, kırmızı pabuçları sevdiği için ayakları kesilen Karin, Kırmızı Başlıklı Kız… Kırmızı neyin simgesidir?”

Tüm bu sorulara cevap arayan bir masal analizi kitabı…