Renklerin mevcut psikolojileri duygu ve  davranışlarımız üzerinde yadsınamaz etkilere sahip. Anlamları genellikle geçmiş deneyimlerle bağlantılı olarak değişirken; erken çocukluk döneminde insanların oluşturduğu çağrışımlar nedeniyle genellikle kadınsı bir renk olarak anılan pembe; cinsiyetçi ithamların yanı sıra çok farklı anlamlar barındırıyor.

Bu rengin çok neşeli bir havası var. “Ev” gibi. Herkesin kalbinin derinliklerinde, hiçbir endişenin olmadığı, asla yalnız olmadığın, hayatta istediğin her şeye sahip olduğun tanıdık, samimi bir yer. Herkes tarafından sevilir ve kabul edilir.

Pembe

Sakinleştirici bir etkisi olduğu düşünülen pembe; hapishanelerde mahkumları sakinleştirmek amacıyla “sarhoş-tank pembesi” olarak bilinen bir tonla kullanılıyor.

Spor takımları, oyuncuları pasif ve daha az enerjik tutmak için bazen rakip takımın soyunma odasını pembeye boyar. Tamamen pembe odanın rakip takımların aklını karıştıracağına inanılıyor.

Pembe

Yaratıcı ve sanatsal bir hava verir

“Pembe bana bahar çiçeklerini ve taze ve yeni olan her şeyi düşündürüyor. Gerçekten ilham verici bir renk gibi görünüyor.”

Sıcak pembe, hayat dolu ve neşeli. Bence sıcak pembe, bir insan olarak olmaya çalıştığım kişiyi temsil ediyor: hayat ve karakter dolu.

Tüm bu anlamlarının yanı sıra pembenin; renklerin, ışığın gözün retinasına değişik biçimde ulaşması ile ortaya çıkan bir algı olduğunu ve fakat aslında en sevilen renklerden olan pembe aslında yok olduğu iddia ediliyor.

İlginizi çekebilir:

Yiyecekler mi ruh halimizi, ruh halimiz mi yiyecekleri belirliyor?

Kevser Başkara ile veganlık üzerine

Altın hakkında her şey