MÜTEM (Müzik Terapi Uygulama ve Araştırma Merkezi) Müdürü Prof.Dr. Sevda Askerova, MÜTEM’in, uluslararası standartlara uygun müzik terapi alanının verimli yöntemlerle öğrenilmesini sağlayan bir inter-disipliner öğrenme ve araştırma-geliştirme merkezi olduğunu, aynı zamanda, özellikle müziğin psikoloji, psikiyatri ve nörobilim alanındaki yerini ve bunun için hem çağdaş bir multi-disipliner öğrenme ve uygulama ortamı sunduğunu, hem de yayın etkinlikleri için de zemin oluşturduğunu belirtiyor ve ekliyor:

Müziğin hormonlar üzerinde etkisi mevcuttur ki bu da müziğin tarz ve şekline göre stres hormonlarını arttırmak ya da azaltmak gücüne de sahiptir. Ayrıca, müziğin psikolojik ve zihinsel hastalıklarda tedavi edici bir özelliği vardır ve müzik hemen hemen her hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Bildiğiniz gibi müzik, merkezi sinir sistemi ve beyin kabuğunda yer alan düşünme, öğrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarmaktadır ve bu alandaki gelişmeleri desteklemektedir. Örneğin, depresyon geçirenlerde beyni rahatlatıcı ve hormonal düzensizlikleri hafifletici rol oynar. Müziğin hormonlar üzerinde etkisi mevcuttur ki bu da müziğin tarz ve şekline göre stres hormonlarını arttırmak ya da azaltmak gücüne de sahiptir. Ayrıca, müziğin psikolojik ve zihinsel hastalıklarda tedavi edici bir özelliği vardır ve müzik hemen hemen her hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri gibi klinik alanlarda da, özel gereksinimli bireylerin tedavisinde de tamamlayıcı bir yöntem olarak oldukça önemlidir. Genel olarak Müzik Terapi bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan bir uzmanlık dalıdır ve diğer tedavi şekillerinden oldukça farklıdır. Müziğin beyinde nasıl işlendiği, çalgı çalarken ya da dinlerken psikolojik, fizyolojik ve nörolojik hangi değişimlerin gerçekleştiği terapi seanslarında gözlemlenebiliyor. Merkezimizde kullanılan yöntemler diğer tedavi şekillerinden oldukça farklıdır.

Uyguladığımız araştırma yöntemleri; klasik gözlem, anket ve deneylerin yanı sıra EEG çekimleri, tomografi, manyetik rezonans ve doppler sonografisi gibi çeşitli beyin görüntüleme tekniklerinin analizini kapsıyor ve elde edilen veriler müziğin beyinde işlenirken hangi süreçlerden geçtiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bu da Nörobilim dünyasında, nöromüzik terapisi adı altında yeni bir bilim dalı olarak karşımıza çıkıyor. Yeni bir tedavi yöntemi olarak daha efektif bir özellik taşıyor ve davranış biliminde yeni bir nöroformu ile değerlendiriliyor. Multidisipliner yaklaşımla yaratıcı-sanatsal argümanları kullanarak yeni, özgün ve bilimsel yöntemler geliştiriyor ki bu da bizim için çok önemlidir.(Kaynak)

Bu bağlamda, bağlama öğrencilerimden yola çıkarak yaptığımız derslerin davranışlar ve psikomotor üzerindeki etkisini paylaşacağım.

Şu anda 68 yaşında olan ve psikiyatrik, nörolojik tedavi gören bir kadın öğrencimle çalışmalarımız şu aşamada ilerlemektedir:

Öğrencimin kullandığı bazı ilaçların kaslarda sertleşmeye sebebiyet verdiğinden, öncelikle kazandırılmak istenen davranış için kaslar üzerinde psikomotor çalışması ile başladık. Bu aşama yaklaşık 3 ayımızı aldı. Çalışmalarımız bağlama üzerinden yapılacağı için (ve çalışmanın daha keyifli bir hal alabilmesi için) ondan çok sevdiği bir türküyü isteyerek güdülenmesini sağladım. Bunu bağlamada çalabilmesi için verdiğim bazı egzersizleri yapmasını koşul koyarak karşılıklı bir anlaşma üzerinde çalışmaya başladık.  Öğrencimin disiplin ve zaman kavramı ile sıkıntısı olduğunu öğrendiğimde bu çalışmanın belli zaman dilimlerinde uygulanması gerektiğini, çalışmalarının belli disiplinlerle olmasını istedim. Gayet yerinde uygulamalar yaparak karşılıklı koyduğumuz koşulları yerine getirmiş olduk ve  gerek psikomotor, gerek davranış şekillerinde etkisi olduğunu belimle paylaştı. Bu disiplinli çalışma sonucunda kendisinin çok sevdiği türküyü ona öğrettim.

Öğrencim kendisinde yoğun stres olduğunu ve günlük yaşamında bunun davranışları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu, çocuklarıyla bir şeyler paylaşamadığını, iletişim kuramadığını benimle paylaştı. Derslerimize başlamadan önce kendisine müzik dinleme odamda, rahatlama koltuğunda oturarak,  ilk 10 dakika daha yavaş tonlarda klasik müzik ve daha yumuşak türküler dinlettim. Dinlemiş olduğu türküler hakkında yorumlar yapmasını istedim. Ondan en çok dinlediği türküyü benimle paylaşmasını ve bir türkü de kendisinin söylemesini istedim. Dinlediği türkülerin daha çok kendisinin depresyonda kalmasını sağlayan türküler olduğunu fark edince ona bir süre tavsiye ettiğim türküleri dinlemesi ve kendi dinlediği diğer türkülere bir müddet ara vermesi gerektiğini söyledim.

Daha sonra bağlamada uygulama aşamasına geçtiğimizde parmak kaslarının ve bilek yapısının daha yumuşak olduğuna dikkat ettim. Çalışmalarımızı bir  iki ay kadar bu yöntemle devam ettirdik. Üçüncü ayın sonlarında bu süreçte devinişsel alanda “Algılama, kurulma, kılavuzla yapma ve mekanikleşme”de ilerleme sağladık. Onun, kendi becerisini yardım almadan hatasız olarak yapmasını sağladım. Benimle bu süreçte psikomotor becerilerinin daha yumuşak olduğunu ve hormonel strese dayalı dezavantajlarının günlük yaşamında azaldığını paylaştı. Bu bağlamda çalışmalarımıza hâlâ devam etmekteyiz.

YASEMİN KARACAER