Kar yağıyor…

İçlerimizdeki yalanın, dolanın, onursuzluğun, halden bilmezliklerin üzerini örtmek için yağıyor kar…

Kirlilikleri beyaza bürümek için yağıyor.

Çirkinliğe dair ne varsa, görünmesin diye…

Güneş nasıl ki bütün farklılıkları, bütün aşağılıkları ve üstünlükleri ortaya koyuyorsa, işte öyle kar, farklılıkların, ayrılıkların, bölünmüşlüklerin üzerini tek bir perdeyle örtüyor.

Birbirlerimize daha sıkı sarılmamız için, üşütüyor bizi.

Özlemeyi unutan bir memleket halkını, güneşten mahrum bırakarak, güneşi ve beraberindeki bütün aydınlıkları özlemeyi öğretiyor.

Her kar kristalinin yer yüzüne kavuşmasında, seni daha çok özlüyorum.

Tıpkı senin gibiler şu kristaller; elime dokunduğu an, eriyip, yok oluyorlar.

Şu soğuk kış ayları da seni anımsatıyor. Kar, bütün kirliliklerin üzerini kapatmaya başlarken, hasret saydığımız büyü de, kalbinde barındırdığın onca kötülüğü görmeme izin vermiyor.

Bütün acıların, bütün bilinç dışı zaafların ve aniden yalnızlığı tutuşturan son sözlerinin öznesi sensin. Ama nedendir bilmiyorum; her şiir, her türkü ve her öykü seni aklıyor; tıpkı kar tanelerinin her kirliliğin üzerini örttüğü ve akladığı gibi…

Anladım ki, senin kışların sadece zaman dilimleri için değildi. Kalbinde her an barındırıyordun ayazı, rüzgarları. İçindeki kötülükleri etrafına belli etmemek için, kar yağdırıyordun üstüne. Kendini anlamamak için elinden geleni yapıyordun. Çünkü, kendini anladığın an, üzerini aklarla örttüğün duygu helezonlarınla karşılaşmaktan ve benliğine lanet okumaktan korkuyordun.

Senin kışların, sadece şubatlarda yaşanmıyordu, biliyorum. Her an, aklında uzun süre beklettiğin bir hainlik yatıyordu.

Oysa, kar bütün kirliliklerin üzerini örtecek kadar güçlüyken, senin zaafların vardı. İçinde barındırdığın beyaz örtünün altındaki ihanetleri adım gibi biliyordum. Günün birinde, artık senin yanında olmayacağım, gitmeliyim, diyecektin. Bunu da biliyordum…

Biliyordum bilmesine ya, hatalarını, anlamsızlıklarını birbirlerinin yüzüne vurmayan bir memleketin çocuğuyum ben. Birilerinin kötü düşüncelerini kapatmak için görevlendirilmiş bir memleketin…

Kaygılarım yok artık.. Çünkü gün gelecek, kirliliklerin üzerini örten kar ortadan kalkacak, bütün çıplaklığı ile her şey meydana çıkacak.

Kar kalkınca, bütün üstünlükler, aşağılıklar, ayrılıklar hatta senin ve benzerlerinin ihanetleri ortaya çıkacak. Güneş aydınlatacak onları.

Onca yıldır benliğinden kaçan sen, sorgu halindeki benliğine dönüp, “eyvah”lar edeceksin…

Üşümek ve birilerine sarılmak için bahane olan kar.. İhanetleri ve kirlenmişlikleri kısa bir zaman için örten kar… Öykülerin, şiirlerin, türkülerin yanı başında; yalanlarını, alçaklığını örten kar…

“Pencerenden kar geliyor” sevgili…

Ne mutlu sana…