Yahudilikte ve İslamiyette kültüre işlemiş olan “penisin ucundaki derinin kesilmesi” olayı yani sünnetin kökeni ya da sünnetin kısa tarihi üzerine bir incelemeyle karşınızdayız…

Erkek sünneti hakkındaki en eski belgesel kanıtlar eski Mısır‘dan gelmektedir. Tarihin babası olarak bilinen ve M.Ö. 5. yy.’da yaşamış olan Heredot’a göre sünnet altı bin yıllık geçmişi olan dünyanın bilinen en eski ameliyatı. Herodot’a göre eski Mısırlılar sünnet oluyordu ve bunun nedeni onların temizliklerine düşkün olmalarıydı. Herodot’a göre Mısırlılarda temizlik güzellikten önce gelmekteydi.

Sünnetin Anadolu’daki kökenleri

Mitolojik anlatıma göre Attis, Anadolu kökenli bir ana tanrıça olan Kybele ( ya da Kibele)’nin sevgilisidir. Attis, Kybele’ye verdiği sözü unutarak Frig Kralı Midas‘ın kızını sever. Onunla evlendikleri gece düğüne Tanrıça Kybele de davet edilir. Ancak Kybele düğüne geldiğinde ve Attis ile karşı karşıya kaldığında Attis ne yapacağını bilemez. Kybele’ye olan sözünü unuttuğu için duyduğu pişmanlıktan ötürü cinsel organını orada keser ve kanlar içinde kıvranmaya başlar.

Sevgilisinin böyle acı içinde kıvranmasına daha fazla dayanamayan Kybele Attis’i bir çam ağacına dönüştürerek ona sonsuzluğu bağışlar. Çam ağacının her mevsim yeşil kalmasının sebebi budur. Pessinus Mabedi’nde Tanrıça Kybele adına her sene düzenlenen şenliklerde de bu tapınakta rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmesinin ve kesilen cinsel organlarının bir çam ağacı altına gömülmesinin kökeni buradan gelmektedir. Sünnetten sonra kesilen parçanın toprağa gömülmesi de sanırım buralardan geliyor.

Bu inanış daha sonra Sami ırkında (Arap ve Yahudiler) cinsel organı değil ama ucunu (erkeklerde prepusium, kadınlarda klitoris) kesme şeklinde günümüze kadar devam etmiştir.

Yahudilik ve sünnet

Sünnetin kökeni ya da sünnetin kısa tarihi söz konusuysa Yahudiliten mutlaka bahsetmek gerekiyor… Sünnet Yahudi dini inancında büyük yer tutar. Kutsal kitaplarına göre, Tanrı, elçisi İbrahim aracılığı ile Yahudilerle arasında “Akide” adı verilen anlaşmayı yapmış, ve bu anlaşmanın delili olarak da İbrahim ve halkına sünnet olmalarını emretmiştir. Bu inanışın gereği olarak Yahudiler, doğumdan kısa bir süre sonra erkek bebeklerini sünnet ederler.

“Tanrı İbrahim’e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.” (Tevrat, Yaratılış 9-11)

İslam ve sünnet

Müslümanların kutsal kitabın Kur-an’da sünnetle ilgili herhangi bir ifade yer almaz. Ayrıca İslamiyet‘in ilk yıllarında sünnet tartışma konusu da olmamıştır. Bu sıralarda Arapların kadın ve erkek sünnetini ne oranda uyguladıkları bilinmemektedir. Bugün Müslümanların büyük çoğunluğu erkek sünnetini, Afrika‘daki inananlarının büyük bir kısmı ise kadın ve erkek sünnetini dinen gerekli görürler. Sünnetin Müslümanlar tarafından gelenekselleştirilmesinin 9. yüzyılda İslam’a dönen Yahudi asıllılarının beraberlerinde kendi dinlerinin inançlarını İslam’a taşıması anlamına gelen İsrailiyyat ile olduğu sanılmaktadır.