Heybetli bir kuştur turna, yücedir! Döne döne hakikati arar, sesi yüksek çıkar hep. Bu yüceliğinde büyük bir tevazu barındırır aslında. Yükselen sesinde bir hüzün saklar, heybetli duruşuna rağmen yola arkadaşsız çıkmaz, asla yalnız uçmaz göç yollarında. Biz gibidir turnalar, bizim hayatta kalmak için ihtiyaç duyduklarımıza çok benzer yaşamı. Susmadan hakikati ararken yeni yollar açmak ve umutla hep birlikte yürüyebilmek için hatırlamamız gereken bir figür.

Turnalar; iri, uzun bacaklı, uzun boyunlu, sürücül kuşlardır. Erişkin olanlarda, kırmızı bir taç yaması vardır. Genellikle sazlık bölgelerde yaşarlar. Bataklık, ovalık, göl ve deniz kıyılarında yaşarlar. Telli turnalar, nisan ayında geldikleri Türkiye’den ağustos ayında ayrılırlar. Kış aylarını Afrika’da geçiren kuşlar, uzun bir göçün ardından mart ve nisan aylarında Hazar Denizi’nin kuzeyi ve doğusundaki üreme alanlarına dönerler.

Turna

KÜLTÜRLERDE TURNA

Turna ailesi, başta Telli Turna ve beyaz turna olmak üzere dünya üzerinde 15 farklı türü olan çok geniş bir ailedir. Turna, bazı kültürlerde şans getiren bir uğur olarak algılanırken, bazı kültürlerde ise bir ilah olarak çıkar karşımıza.

Özellikle kültürel ve mitolojik olarak en çok anlam yüklenen kuşlardan biridir turna. Bu topraklardaki bilinen tarihi günümüzden 12 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Yunan ve Roma mitolojilerinden tutalım Asya mitolojisine kadar hemen her kültürde atfedilen kutsiyetiyle karşımıza çıkar. Örneğin Asya’nın birçok ülkesinde turnalar mutluluğun, şansın, uzun yaşamın ve barışın simgesi olarak kutsal kabul edilir. Şamanlarda, Gök Tanrı’yı temsil ettiğine inanılır. Turnalar yüksek perdelerden berrak ve aynı zamanda hüzünlü sesler çıkarabilirler. Üreme dönemlerinde sabah erken ve gün batmadan önce dans ederler. Göç yollarında büyük topluluklar ile hareket ederler. Yaşadıkları bölgelerdeki insanları ve kültürleri de fazlasıyla etkileyen turnalar; folklora, kültüre, inanç ritüellerine dek toplumlara da ilham olmuşlardır. İnsanın kültürel belleğine ve tarihine dahil olup insanla birlikte evrilmişlerdir diyebiliriz.

Turna

ALEVİLİKTE TURNA

Turna figürü, Alevi inanç ve kültüründe temel ve en önemli sembollerden biridir. Ana ritüellerden biri olan semahlarda, nefeslerde, türkülerde sıklıkla karşımıza çıkar. Turna Aleviler için de birçok farklı inançta olduğu gibi ölümsüzlüğü sembolize eder. Alevi inancında turnanın bu kadar yaygın kullanılmasının birçok nedeni vardır elbette. Bunlardan en önemlisi; turnanın göçmen bir kuş olması ve geçmişteki koşullarda insanın aksine diyar diyar gezmesinden ötürü haber getirip götürme gücüne sahip olmasıdır.  Turnanın güzelliği, dansı, sadakati, sesi ve sade yaşamı da toplumlar için özel anlamlar yüklenmesini sağlayacak diğer nedenlerdir.

Halk arasında en uğurlu kuş sesinin turna sesi olduğu düşünülür. Alevi toplumunda turna ile Hz. Ali arasında özel bir bağ olduğuna inanılır. Hz. Ali’nin sesi kulağa çok hoş geldiği için, bu güzel sesin turnaya verildiği inancı hâkimdir.  İnançtaki haktan gelip hakka dönme felsefesi ise turnaların uçuşunu yansıtan semahlarla somutluk kazanır. Semahlarda sekerek yürüme ve kolları açıp kapama figürlerinin, turnanın hareketlerinin taklidiyle oluşturulduğu düşünülür. Semahların genellikle yeldirme olarak bilinen bölümlerinde hızlandırma ifadesi “yürü turnam yürü” biçimindeyken,  ağırlama bölümlerindeki yavaşlama ifadesi ise “eğlen turnam eğlen, haber sorayım” ya da “eğlen dur, sallan dur” biçimindedir. Cemlerde “turna semahı” en çok dönülen ağır semahlardandır.

ÇİĞDEM MAZLUM