“Çok yükseğe çıkamam; bende yükseklik korkusu var. Kimseyi yarı yolda bırakamam; bende ‘alçaklık’ korkusu var. Hayatta silgim hep kalemimden önce bitti. Çünkü kendi doğrularımı yazacağım yere, tuttum başkalarının yanlışlarını sildim. Beklenen hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde oluyor. Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.” – Tutunamayanlar

Türkiye edebiyatının en önemli yazarlarından Oğuz Atay aramızdan ayrılalı tam 43 yıl geçti. Aradan geçen onca yıla rağmen 1973 yılında yayımladığı Tehlikeli Oyunlar adlı romanında söylediği şu cümleyi net bir şekilde tekrar edebiliriz: “Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!” Arkasında hep yarım kalan bir proje, bir eser, bir çalışma bırakır böylesi yazarlar. O da büyük projesi “Türkiye’nin Ruhu”nu bitiremeden ayrıldı bu dünyadan. Büyük ironi gücü ve dil ustalığı ile “Yaşasaydı kim bilir daha neler yazardı?” diye sormaktan kendimizi alamadığımız bir yaşam öyküsü…

oğuz atay

POSTMODERNİST ROMAN KATEGORİSİNDE ESER VEREN İLK YAZAR

Sevdiği yazarların başında Kafka, Gonçarov, Dostoyevski geliyordu Oğuz Atay’ın. Tutunamayanlar’ı okuyanlara pek de şaşırtıcı gelmiyor aslında bu. Türkiye edebiyatında birçok biçimsel yeniliğin yaşandığı bir dönemde ironiyi, karakterlerin var oluş kaygılarını aktardığı yöntemlerle içerik düzeyinde büyük bir özgünlük yakalamıştı. Stendhal, Laclos, George Eliot, Henry James, Melville, Nabokov gibi ustalardan da etkilendiğini söylüyordu hep.

Eserlerinde uyguladığı iç monolog anlatımlarıyla düşle gerçeği iç içe geçirerek kurgunun ana ilkesi noktasına taşıması Oğuz Atay’ı postmodernist roman kategorisinde eser veren ilk yazar olarak konumlandırdı. Roman ve öykülerindeki iç monologlar, bilinç akışı, düşler, hayaller ve rüyalardan oluşan metinler olaylarla birlikte karmaşık bir örgü oluşturuyordu. Atay, özellikle Tutunamayanlar’da modern kent hayatı içindeki bireyin sıkışmışlığını, yalnızlığını, toplumun dışına itilerek toplumsal normlara yabancılaşmasını ilk kez kaleme alan yazarlardan oldu.

oğuz atay

“ROMAN KAHRAMANLARINI PEŞİNDEN KOŞTURACAĞIM BÜYÜK ÜLKÜLERİM YOK”

30 Eylül 1972 tarihinde Pakize Kutlu’nun kendisiyle yaptığı röportajda bu fikri destekleyerek, Tutunamayanlar ile ilgili şunları söylüyordu: “Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok.”

Hemen ardından yazmaya başladığı Tehlikeli Oyunlar, biçim ve işlediği tema açısından Tutunamayanlar’ın bir devamı niteliği taşıyor. Hatta Tutunamayanlar’ın dağınık sayılabilecek kurgusu sonrası, Tehlikeli Oyunlar’da daha toparlanmış bir kurgu ve anlatım yakalamayı başarıyor.

oğuz atay

ARDI ARDINA GELEN ESERLER

12 Ekim 1934 yılında İnebolu’da dünyaya gelen Oğuz Atay’ın babası Cemil Atay, 11 yıl milletvekilliği yapmış bir hukukçu, annesi ise ilkokul öğretmenidir. Kendisinden küçük bir de kız kardeşi vardır. Yazı öncesi dönemde Atay, çocukluktan gençlik yıllarına kadar karikatürle ilgilendi ve okuma serüveni bu dönemlerde yaşamının önemli bir parçası oldu.

Ankara Maarif Koleji’ni bitiren Atay lise yıllarına kadar sayısız çeviri ve yerli eser okudu. Kolejdeki yıllarında tiyatroya ilgi duymaya başladı ve Shakespeare‘in Hırçın Kız isimli oyununda, Katharina’yı sabırla yola getiren Petruchio rolünü başarıyla oynadı. Ardından İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. Bu yıllarda sosyalist içerikli makaleleri çevirerek; Turgut Uyar, İlhan Berk, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Asım Bezirci, Atilla İlhan ve Ahmet Oktay gibi isimlerin de içinde yer aldığı Pazar Postası’nda yayımladı.

Mezuniyetinden üç yıl sonra 1960’ta İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi, şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Tutunamayanlar’ı yayımlamasının ardından (1971-1972), edebiyat dünyasında önemli bir tartışmanın odağında yer aldı. TRT 1970 Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar’ı kısa bir süre sonra, 1973 yılında Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikayelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında topladı. 1911-1967 arasında yaşamış hocası Prof. Mustafa İnan’ın hayatını romanlaştırarak Bir Bilim Adamının Romanı’nı yazdı. Oyunlarla Yaşayanlar adlı tiyatro eseri Devlet Tiyatroları’nda sahnelendi.

Oğuz Atay

KİTAPLARI ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

43 yaşında, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle bir süre tedavi gördü, ancak sağlığına kavuşamadı. Büyük projesi Türkiye’nin Ruhu’nu yazamadan 13 Aralık 1977’de, İstanbul’da yaşama veda etti Oğuz Atay. 1987’de Günlük, 1998’de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlandı. Yaşarken hiçbir kitabı ikinci baskısını yapamayan Atay’ın kitapları ölümünden sonra büyük ilgi gördü ve defalarca basıldı. Yıldız Ecevit’in hazırladığı Oğuz Atay biyografisi Ben Buradayım…Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası 2005 yılında yayınlandı. Birçok romanı hala tiyatroya uyarlanarak sahnelenmeye devam ediyor. 43 yıllık hayatında birçok eser bırakan Atay’ın kitapları bugün hala en çok okunanlar arasında üst sıralarda.

OĞUZ ATAY’IN ESERLERİ

Tutunamayanlar (1972)

Tehlikeli Oyunlar (1973)

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

Korkuyu Beklerken (1975)

Oyunlarla Yaşayanlar (1975)

Günlük (1987)

Eylembilim (1998)

 

İlginizi çekebilir:

7 başlıkta Attila İlhan kimdir?

Joseph Campbell’in “Tanrının Maskeleri” dizisi hakkında

Edebi eserlerden alıntılar