Ruhun yolculuğu: Dört Kapı Bir Oda

Psikiyatrist Uzm. Dr. Dilek Yeşilbaş, gerçek hastaların hikâyelerinden yola çıkarak kaleme aldığı "Dört Kapı Bir Oda – Bipolar Bozukluk Hikâyeleri" kitabında bipolar bozukluğun bilinmeyen yönlerini, tasavvufi bir yolculuk metaforu üzerinden anlatıyor.


Bipolar bozukluğu hem bilimsel hem insani yönleriyle ele alan “Dört Kapı Bir Oda – Bipolar Bozukluk Hikâyeleri”, Psikiyatrist Uzm. Dr. Dilek Yeşilbaş’ın uzun yıllara dayanan klinik deneyiminden süzülen gerçek hikâyelerle şekilleniyor. Tasavvuftaki “dört kapı” öğretisinden ilham alan Dilek Yeşilbaş, Okuyan Us Yayınları‘ndan çıkan kitabında okuru insanın kendine doğru yaptığı içsel yolculuğa davet ediyor. Gerçek hastaların katkılarıyla oluşturulan bu anlatı, hem hastaların yaşadığı kırılganlıkları hem de ruhsal iyileşmenin mümkünlüğünü görünür kılmayı amaçlıyor.

“Dört Kapı Bir Oda” fikri nasıl ortaya çıktı? Bu dört kapı ve odalar simgesini seçmenizin özel bir anlamı var mı?

En yüzeysel anlamıyla kitapta dört hikâye dört insan ve bu hikâyeleri misafir eden bir odaya işaret ediyor. Aslında kitap, temelde yolda olan yolcuların hikâyesi. Hepimiz yolcuyuz ve yoldayız. İnsan bu yolculuğunda -şimdilerin tabiriyle- hep en iyi versiyonuna doğru bir akışta giderken; olgun, kâmil bir insan olmak için çeşitli adımlardan, merhalelerden geçiyor. Tasavvufta dört kapı ile kast edilen şey, her insanın kendine olan yolculuğunda geçirilmesi gereken mertebelerdir.

Dervişin dört yanında dört ulu kapı gerek / Nereye bakar ise gündüz ola gecesi.” der Yunus Emre Hazretleri. Derviş, esasen yolda olan derdi olan, olgunlaşmaya çalışan kişidir ve ruhsal rahatsızlıklar içinde pek çok sırrı barındıran, insanın kemalata giden yolunda çok büyük bir merhaledir. Bu kitapta çok katmanlı hedeflerim vardı. Bilgiyi hikâye tadında vermek. Ve insan olma yolculuğumuzun hepimizin ortak paydası olduğuna vurgu yapmak. Farkımız yok birbirimizden demek, bunu anlatmak.

Tasavvufta baştan sona bu yolculuğun öznelliğini şefkatle anlatır. Kitaptaki ana karakterler de birer yolcu. Ve bu yolculukta nasiplerine bir hastalık düşmüş. Hepimize farklı şeyler düştüğü gibi. İşte en yüzeysel anlamından en derin anlam katmanlarına göre dört kapı bir oda ismi bütün bunların toplamından çıktı.

Kitapta dört farklı hikâye üzerinden bipolar bozukluğu ele alıyorsunuz. Her hikâyede farklı türde bipolar bozukluk ve eşlik eden rahatsızlıklar var. Hikâyeler gerçek hastalardan esinlendi mi, yoksa kurgusal mı? Karakterlerin yaşadıklarını aktarırken nelere dikkat ettiniz?

Bu kitap için yola çıkarken gerçekliğin ve hakiki olanın gücünü de arkama kuvvetli bir rüzgâr gibi almak istedim. Hastalara ve hasta yakınlarına faydalı olacak bir kitap fikrini paylaştığımda kitabın kahramanları seve seve yardımcı olmak istediler. Kendi hikâyelerini cömertlikle ve açıklıkla paylaştılar. Onlar olmasa bu kitap olmazdı. Minnet duyuyorum her birine. Yani hikâyelerde geçen ana karakterler gerçek hastalarımızdır. Kitap için kendilerini geniş bir gönülle paylaşmışlardır. Elbette hikâyeler anonimleştirildi ve kişinin kendisi dışında kimsenin anlayamayacağı bir forma dönüştürüldü.

Karakterlerin yaşadıklarını aktarırken öncelikle şahsi bilgilerinin anlaşılmaması adına anonimleştirerek vermek gerekiyordu. Her bir hikâyede farklı bir bipolar bozukluk türünü anlatıp, her hikâyede hastalıkla ile ilgili farklı bir noktaya vurgu yapmaya çalıştım. Türlere göre müdahale şekilleri, tedavide seçilecek ilaç kombinasyonları ve yaklaşımlar farklı farklıdır. Ben bunların en çok görülenlerine vurgu yapmak, okuyucuyu hep aynı şeyleri anlatarak sıkmamak için her bir hikâyede farklı bir bipolar bozukluk türü ve farklı tedavi yaklaşımlarını dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım.

Aile ve yakınların rolü kitabınızda öne çıkıyor. Onların yaşadığı zorlukları ve destek yollarını biraz açabilir misiniz?

Aileler öncelikle hastalık başlangıcında neye uğradıklarını şaşırıyorlar. Hasta ne yaşıyor, aile ne yaşıyor? Bir hasta etrafındaki en az dört beş kişiyi etkiler. Maddi manevi açıdan her anlamda aile de bu işten nasibini alır. 700-800 bin bipolar hasta düşündüğünüzde bunu en az dört ile çarpın ve bu hastalığın topluma getirdiği maddi manevi yükü hesap edin lütfen.

Doktorlar olarak bu yoldaki en büyük destekçilerimiz hasta yakınlarımız. Aile doktorun en önemli ekürisidir. Hastanın farkında olmadığı pek çok şeyi hasta yakını fark edebilir ve önceden hafif belirtiler söylenirse atak dönemlerinin önüne geçmek çok daha kolay olur. Hastalık hakkında aile yakınlarına psikoeğitim verilerek hastalık hakkında iyice bilgilendirilmeleri sağlanır. Bipolar bozuklukta hasta ve hasta yakını konuya iyice hâkim olmalıdır. Çünkü hastalık tanısı bir kez net olarak konmuşsa bu artık ömür boyu bir yol arkadaşlığı anlamına gelir.

Bir de dosya tutmalarını tavsiye ediyorum. Hastanın tüm dokümanları, kronolojik bir sıra ile ellerinde olmalı. Yatış var ise hastaneden alınan epikrizler (hastalık özeti), reçeteler, doktor ne yapmış, neden yapmış, hangi ilaca neden başlatmış, kesmişse neden kesmiş vs. Her doktora gittiğinde küçük bir not düşülürse kişinin elinde hastalığının bir özeti olur. Ve hangi doktor bunu görse oradaki bilgiler üzerinden hasta ile ilgili uygun tedavi kararını vermesi çok daha kolay olacaktır. Bipolar bozukluk genel bir isim, gidişatta çok öznel farklılıklar var. Bunu da mümkünse tek bir hekimin uzun yıllar takibiyle mümkündür. Nihayetinde hastamızın hastalığının en uzman kişisi gene kendisidir. Bu süreçte sağlık ekibi, aile hep destekleyicidir. Hastalığın yönetiminde kaptan hastadır.

Psikiyatrist ve psikoterapist olarak yıllara dayanan tecrübeleriniz kitapta nasıl yansıyor?

30 yıldır psikiyatrist olarak çalışıyorum ve bunun son 13 yılı sadece bipolar bozukluk hastalarına özelleşmiş merkezlerde yöneticilik, sorumlu hekimlik yaparak geçti. İnanılmaz bir bilgi birikimi ve çeşitlilik oluyor insanın zihninde ister istemez. İşte tüm bu bilgilerden süzülen öz, kitaba bal şeklinde damladı. Ben değil hastalarım yazdırdı, ben eşlik ettim. Onları çok sevdim, sevdik birbirimizi. Dönüştürdük birbirimizi. Hastalarımdan çok şey öğrendim. Değiştim. Ben de dönüştüm ve geliştim. Bipolar bozukluk olan insanlar çok renkli kişiliklerdir. Sanat yönleri kuvvetli, estetik beğenileri yüksektir. Ressamlar, şairler, edebiyatçılar vardır. Muhteşem gelişmiş sağ beyinleri vardır. Van Gogh bipolardır örneğin. Aynı zamanda çok da zeki insanlardır. Ceo, doktor, profesör, 3-4 dil bilen, alanında duayen pek çok isim vardır bu hastalıktan muzdarip olan.

İşte tüm bu zihinsel zenginlik süzüldü ve kitapta bal oldu. Ve bir kişiye ulaşsa bile bu kitap yazılırdı. Kitapta konu olan hastalarımdan biri “Birisi bu acımı gördü ve yazmaya karar verdi. Bu çok kıymetli benim için.” dedi. Şimdi ben bu cümle için değil bir kitap on kitap yazabilirim. Bir insanın acısının dile getirilmesi ile hissettiği hafiflik paha biçilemez bir mutluluk. Bütün mesleki hayatım, samimi duygularım, şefkatim ve faydalı olma idealimin neticesidir bu kitap. Bir hastamın kurduğu şu cümle ile ateşi fişeklenmiştir; “Doktor hanım ben 18 yıldır sizin cümlelerinize tutunarak hayatta yaşıyorum.” Kâinata, ruha şifa cümleler yayalım temennisiyle.

Kitabın sonunda yer alan soru-cevap bölümü okurlar için nasıl bir rehber niteliğinde?

Kitabın sonuna bana hastalarımdan gelen sorulardan seçip koydum. Pek çok bilgi kitabın içinde hikâyelere yedirilmiş şekilde anlatılıyor. Ancak net soru net cevap olsun, kitap içeriğinde bahsedilmeyen detaylar da kitapta bulunsun diye öyle bir bölümü de en sona ekledik.

Bipolar bozuklukla ilgili toplumda en yaygın yanlış kanılar neler ve bunlara nasıl yaklaşılmalı?

Ben en çok şundan rahatsızım; insanlar ruhsal rahatsızlıkları bazen birbirine bir hakaret kelimesi olarak kullanıyorlar. “ruh hastası mısın? Şizofren misin oğlum? Bipolar mısın dengesiz dengesiz hareketler yapma, adamı hasta etme, Bakırköylük müsün nesin?” vs. vs. Damgalama her alanda var ancak en çok ruhsal rahatsızlıklar alanında var. Biraz da hastalarımızın insan olduklarını, hepimiz gibi bir insan olduklarını, duygularının olduğunu, son derece derinlikli olabileceklerini göstermek gerekiyordu. İnsanlar mide rahatsızlığı için rahatlıkla dahiliye doktoruna gittim diyebiliyorken, “kötü hissediyordum psikiyatriste ya da psikoloğa gittim” diyemiyorlar, “deli” damgası yememek için.

Önyargılar, damgalama eskiye nazaran epeyce hafiflese de hâlâ çok yaygın. Ruhsal rahatsızlıklar aynı zamanda genel olarak bir insani zayıflık, bir şeyleri aşabilecekmiş de aşmıyor, aşmak istemiyor, stres yapıyor, yeterince çabalamıyor vs. gibi de görülüyor. Efendim bu öyle bir acıdır ki, hiç kimse bile isteye böyle bir acıyı çekmez emin olun. Bir de “iman zafiyeti, yeterince Allah’a dayanırsak bunlar olmazdı demek ki tevekkülün eksik. Allah’a tam teslim olmuyorsun” diyen bir kesim var ki bu bambaşka büyük bir hata. İnsanız, düşeriz kalkarız. Hasta oluruz. Destek alırız. Kırılganlıklarımızdan yeniden ve daha güçlü bir şekilde çıkarız. Kintsugi felsefesini bilir misiniz? Eski bir Japon felsefesi olan Kintsugi, kırılan bir nesneyi eskisinden çok daha güzel ve fonksiyonel hâle getirmeyi amaçlar. Bu felsefeye göre kırılma aslında bir kayıp değil, yeni bir varoluş demektir.

İşte uygun tedavi ve takip ile kırılganlıklarından yeniden tamir olan hasta eskisinden çok daha farklı bir varoluş yaşayabilir. Kitabın genel felsefesi yol, yolculuk, yolda olmak. En sona eklediğimiz Mantıku’t-Tayr bölümü de bunu anlatıyor. Küllerinden yeniden doğan ve tüm vadileri aşıp kendine varan Simurg’uz her birimiz. Umarım insanlar bu çeşitlilikle yaşamayı öğrenip birbirinden eksiltmesin çoğaltsın.

Bipolar bozuklukla yaşayanlar ve yakınları için en önemli tavsiyeniz nedir?

Bu hastalığı kabullenmek en temel ve birinci şart. Aile, doktor ve hasta aynı takımda, aynı hedef için çalışan eşlikçilerdir. Bunun uzun bir yol ve yolculuk olduğunun bilinciyle el ele verip, hastanın menfaatine ne gerekiyorsa yapmak gerekir. Bazen hastanın iyiliği için hastaya rağmen bir şeyleri de yapmak gerekebilir. Bu yüzden hasta yakınlarının eşlikçiliğine çok ihtiyacımız var. Bir de mümkünse aynı doktorun takibi konusunun burada altını tekrar çizmek isterim. Herkese şifa dolu günler dileklerimle.

Röportaj: Olcay Bağır

author avatar
Kültür Postası

Like it? Share with your friends!

Kültür Postası

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Trivia quiz
Series of questions with right and wrong answers that intends to check knowledge
Poll
Voting to make decisions or determine opinions
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles
Meme
Upload your own images to make custom memes
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Audio
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Image
Photo or GIF
Gif
GIF format